TVD RPG

Türkiye'nin ilk ve tek Vampir Günlükleri RPG sitesi.
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Eski dostlar.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Leonie
Gezgin Vampir
Gezgin Vampir
avatar

Lakap : Lione, Leo. - Lololo. şaka.
Nerden : Her yerden.
Mesaj Sayısı : 19

Bilgiler
RP Puanı:
100/100  (100/100)
Güç:
0/100000  (0/100000)

MesajKonu: Eski dostlar.   C.tesi Mart 12, 2011 9:33 pm

    Güneşlenmek ne güzel şey! Durun bir dakika güneşlenmek mi? Leonie'nin böyle bir şansı yoktu. Kül olmak istemiyorsa tabii. Bulduğu harabe bir evde saklanıyordu güneş ışığından. Florida'ya gelmek onun için çok tehlikeliydi. Güneşin eviydi burası ama güneş kanı güzelleştiriyordu. Hava kararınca kumsalda, ateşin etrafında oturup içen gençlerin kanı kesinlikle mükemmeldi. Leonie her zaman sahillerde beslenirdi. Göremediği güneşin tadını karanlık sahillerde çıkarırdı. Ama bu gece farklı olacaktı. Bu gece eğlenip beslenecekti. Bir köşede saklanıp birilerinin ona gelmesini beklemek yerine o insanlara gidecekti. Planını yaparken elini kırık camdan gelen güneş ışığına doğru uzattı. Aynı anda da geri çekti. Acı kesinlikle korkunçtu. Bunu her zaman yapardı. Sanki güneşe alışabilecekmiş gibi...

    Güneş ufku terkederken Leonie de saklandığı harabeden çıkıp Florida'nın en güzel şehrine doğru koşmaya başladı. Orlando. Ona göre Orlando. Şehrin barları kesinlikle Leonie'ye uygundu. Hem oldukça kalabalık bir yerdi.

    Leonie'nin gözleri şehrin ışıklarıyla aydınlanmış barları izliyordu. Bara kimler giriyor, kimler çıkıyor her şeyi izliyordu. Kalabalık bir yer istememişti. Bir barın kapısına bakarken tanıdık bir yüz gördü. Sarı saçları dalgalıydı ve Leonie kızın yüzünü tanıyabilecek kadar net görüyordu. Yaslandığı duvardan insanların anlamamasını sağlayacak kadar yavaş ayrıldı. Gördüğü kızın girdiği bara doğru yürüdü. Olabildiğince yavaş yürümeye çalışıyordu. Ne olduğunu belli edecek şeyler yapmaktan sakınmak zordu. Bara girerken koruma engeline takıldı. Kimlik istemişlerdi. Leonie korumalardan birine doğru gitti ve mavi gözlerini adamın siyah gözlerine dikti. "Beni içeriye sok ve arkadaşına her şeyin yolunda olduğunu söyle." Emri verdiği anda adam yavaşça başını salladı ve diğer korumalara gidip hararetle bir şeyler söylendi. Birkaç saniye sonra geri gelip gülümseyerek Leonie'yi içeri soktu.

    Barın şiddetli müziği insanların sesleriyle karışınca baş ağrısına sebep olan bir gürültü çıkartıyordu ortaya. Ölümlüler bile bu sese katlanamazken Leonie için bu durum daha kötüydü elbette. Ama müziğe aldırmadan gördüğü kızı arıyordu. Yaşaması imkansızdı. Saçma bir benzerlik olmalıydı. Kızı kafasından attığında bu geceki ilk şanslı avını aramaya başladı. Pistte dans esenleri es geçti. Uyuşturucuyla dolu kana, kan demek bile hakaretti. Bara da bakmamıştı. Aslında içki kanı ısıtıyordu. Votka içen birinin kanı kesinlikle mükemmeldi! Bunu düşününce bara oturdu ve garsondan bir viski istedi. İçkisi önüne geldiğinde bir elini bara koyup ona yaslandı ve içen insanlara baktı. İşte o kız. Votkasını yudumluyordu. Leonie içinde bulunduğu karışık duygu selinden kurtulmak için ilk avını seçti. O kızı bu gece öldürecekti ve benzerliklerini ortadan kaldıracaktı. Parçalanmış boynuyla eski arkadaşına benzemeyecekti!

    Tüm gece kızı izledi Leonie. Sonunda kız bardan kalktı ve lavaboların olduğu bölmeye doğru yürümeye başladı. Leonie çantasından para çıkarıp içmediği viskinin yanına bıraktı. Hızla kızın peşinden gitti. Kız lavaboya girince Leonie biraz bekledi. İçeride iki kişi daha vardı. Onları hissedebiliyordu. İki sarhoş kız kusuyor muydu? Hayır sadece aptalca gülüşüyorlardı. Biraz sonra kapı açıldı ve kızlar dışarı çıktı. Leonie lavaboya girdi ve aynanın karşısında makyajını tazeleyen kıza doğru yürüdü. Ona bakıp benzerliği onayladı beyninde. Ama her şeyi yok sayarak kızın omzuna dokundu ve ona dönen açıktaki boyuna, hiç vakit kaybetmeden, geçirdi dişlerini. Fakat bir terslik oldu. Dişler açtığı damardan kanı çekemeden Leonie büyük bir acıyla yere düştü. Kafasının içindeki yüksek ses barın sesiyle kıyaslanamazdı bile. Sinir hücrelerine dokunuyordu sanki. En yüksek desibelle yalnızca Leonie'nin beyninde yankılanıyordu ve az önce ısırdığı kız ona bakıp gülümsüyordu. Gülümseme pek dostça değildi. Eskisi gibi değildi. Leonie yanılmıştı. Benzerlik yoktu. Karşısındaki kız Elisia idi. Dönüşmeden önce birlikte büyülere çalıştığı kız. Abisini sinir etmek için ona yardım eden kız. Her zaman birlikte olduğu kız. Dostu, Elisia. Leonie korku ve acıdan büyümüş gözlerini kıza dikti. Konuşmayı denedi. Acıyla ağzından dökülen kelimelerle kızın durması için dua etti. "Elisia, benim Amara."

Elisia'ya not. :
 

____________ T h e V a m p i r e D i a r i e s R p g | Ü y e İ m z a s ı ___________


> Leonie, Lione, Leo.
Abiiiğ. :
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Elisia Verochka
Yönetici | Ölümsüz Cadı
Yönetici | Ölümsüz Cadı
avatar

Lakap : Lisa.
Nerden : Rusya.
Mesaj Sayısı : 64

Bilgiler
RP Puanı:
100/100  (100/100)
Güç:
100000/100000  (100000/100000)

MesajKonu: Geri: Eski dostlar.   C.tesi Mart 12, 2011 11:42 pm


    Florida. Elisia'nın favori şehirlerinden biriydi. O yakıcı güneşin altında, biraz bronzlaşmayı umarak, saatlerce uzandığı olmuştu. Yine de hala beyaz tene sahipti. Hoşlanmıyordu bundan. Çoğu kişi ona beyaz tenin daha çok yakıştığını söylüyordu. Bunları duyduğunda yaptığı tek şey susmak oluyordu Elisia'nın. Karşı çıkmıyordu. Nasıl olsa bronzlaşmak için bol vakti olacaktı. Geceleri ise barlara gidiyordu. Rastgele bir tanesini seçiyor. Votkasını istiyor ve başına gelenleri, gelecekleri unutmaya çalışıyordu. Bugün de aynı şeyleri yapacaktı. Kaldığı yerde, siyah, kolsuz tişörtünü ve kot eteğini giydikten sonra alçak topuklu ayakkabısını giydi. Yeterince uzun boyluydu zaten. Daha uzun gözükmesine gerek yoktu.

    Dışarı çıktığında, şehrin ışıkları ilk başta gözlerini kamaştırdığı için onları kısarak ilerledi. Bar isimlerine bakıyordu. Müzik sesinin dışarıdan bile rahatlıkla duyulabildiği barı seçerek içeri girdi. Kapıdan geçmeden önce, rahatsız bir şekilde cadılık hisleri devreye girdi ama onlara aldırmadı. Uzun zamandır tehlikeleri hissediyordu ve ortaya çıktıklarında onlarla baş etmesini biliyordu. Derin bir nefes aldı ve kulağını rahatsız edici derecede yüksek olan bu müzikten kurtulmayı deneyerek bara doğru ilerledi ve barmene votka istediğini söyleyerek, gülümsedi. İçtiği ve yediği şeyleri nasıl ucuzlatacağını, uzun zaman önce öğrenmişti. Bunu gören barmen bir an için yutkunduktan sonra, en temiz bardaklarından birini seçerek, Elisia'nın önüne koydu. Votkasını bardağa doldururken, yeniden o rahatsız edici tehlike alarmını hissetti. Huzursuz bir şekilde yerinde kıpırdandıktan sonra votkasını eline aldı ve sakin görünmeye çalışarak yudumlamaya başladı. Yakıcı tadı boğazında hissederken, dudakları büküldü. Şu anda hiçbir şey düşünmeyecekti. Sadece eğlenecekti. Ama iki yudum aldıktan sonra bıraktı votkasını. Yanındaki peçete ile dolgun dudaklarını sildi. Baktığında, parlatıcısının peçeteye bulaştığını, makyajının az da olsa bozulduğunu gördü. İç çekti ve cebinden çıkardığı parayı, sadece iki yudum içtiği votkasının yanına bıraktı.

    Tuvalete doğru ilerlerken, takip edildiğini hissetmişti. Ama şimdilik bir şey yapmayacaktı. Normal bir insan olabilirdi. Çok ama çok düşük bir ihtimal olsa da olabilirdi bu. Adımlarını hızlandırdı ve temizliğinden emin olamadığı, tuvalet kapısını elinin ucuyla iterek içeri girdi. İçeriye baktı ilk önce. Onun dışında iki kız daha vardı. Yalnız olmayacaktı. Bu iyiydi. Tek sorun fazla gülüyor olmalarıydı. Sürekli dikkatini dağıtıyorlardı. Bir anda ateş çıkararak onları korkutmayı diledi. Ama yapmayacaktı. Kimliğini belirli kişiler bilecekti. Aksi mümkün değildi. Elini, siyah, deri çantasına soktu ve makyaj malzemesinin olduğu minik çantayı çıkartarak, bozulan yerlere yeniden makyaj yapmaya başladı. Kızlar bir süre daha gülerek konuşmaya devam etti. Sonunda, bir tanesi kötü olduğunu söylediğinde, Elisia'nın gözlerini diktiği kapıdan çıktılar. Bir süre, etraf sessizleşti ve gerçekten de yalnız olduğunu düşündü. Ama çok geçmeden kapı yeniden açıldı ve içeri sarışın bir kız girdi. Aldırmadı ona, makyajını yapmaya devam etti. Ama hala tetikteydi. Kızın, makyaj yapmasını, tuvalete gitmesini, hatta kusmasını bekledi. Ama bunun yerine ona doğru yürüdü ve omzuna dokundu. Ne olduğunu görmek için döndüğü sırada boynuna geçirilen sivri dişleri hissetti. Bir anda büyü gücü devreye girdi. Kız birden dişlerini çekip yere çöktü. Elisia ise sadece gülümsemekle yetindi. Onun kanını içmeye çalışmanın sonu buydu işte. O kolay bir yem olmamıştı. Olmayacaktı da. Kendini beğenmiş ve kurnaz gülümsemesini bozmadan kızın yüzündeki değişimi izledi. Bir şeyi anladığını belirten bir parıltı belirmişti yüzünde. Acı çekmeye devam ederken, Elisia, onun ağzından çıkan sözleri duyabildi. "Elisia, benim Amara." Bir anda kesti büyüsünü. Ne demişti bu kız az önce? O Amara mıydı? Hafızasını yokladı. Anıları yavaşça akıla gelirken gülümsemesi kayboldu ve yerini şaşkınlık aldı. Elini uzatıp, eski dostunu ayağa kaldırırken konuşmaya başlamıştı bile. "Bu imkansız! Üstelik sen burada ne arıyorsun?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Leonie
Gezgin Vampir
Gezgin Vampir
avatar

Lakap : Lione, Leo. - Lololo. şaka.
Nerden : Her yerden.
Mesaj Sayısı : 19

Bilgiler
RP Puanı:
100/100  (100/100)
Güç:
0/100000  (0/100000)

MesajKonu: Geri: Eski dostlar.   Paz Mart 13, 2011 5:40 pm


    Ses kesildi ve acı aniden yok oldu. İki büklüm olmuş bedenini saran ellerine yumuşak bir el değdi ve Leonie'yi yerden kaldırdı. Karşısındaki cadı aynı şaşkınlıkla ona bakarken "Bu imkansız! Üstelik sen burada ne arıyorsun?" diye sordu. O da aynı şeyi merak ediyordu. Hala güçlerini kullanabiliyordu, vampir değildi; ama bu yıla kadar yaşayabilmesi imkansızdı. Yaşasa bile bu kadar genç görünmesi mümkün değildi. Leonie yüzündeki korku ve kafa karışıklığını sildi ve aniden ciddileşti. Ona nasıl söyleyebilirdi ki? Vampir olduğunu nasıl söylerdi? Gözleri kızın boynundaki iki ufak deliğe takıldı. Lanet olsun! Zaten anlamıştı. Hiçbir şey söylemedi. Sessizliğini koruyarak elini kızın yarasına koydu ve azıcık Güç kullanarak akan kanları temizleyip delikleri kapattı. Bunu ağzıyla daha kolay yapardı ama tekrar o acıya katlanamazdı. Elini kızın boynundan çekip kan kokusu yüzünden uzayan dişlerine baktı aynadan. Onları geri çekip arkadaşına sarılmak istiyordu; ama olmadı. Koku farklıydı. Bir insanın kanından daha güzeldi sanki.

    Bir müddet boş tuvalette sessizce durdular. Leonie'nin nasıl bu kadar yaşadığı belliydi; ama Elisia... Onunki sırrını koruyordu. Daha fazla dayanamadı Leonie. Hızla kıza döndü ve dişlerini saklamaya çalışarak "Sen-nasıl-yani, nasıl bu kadar yaşabildin?" dedi ve ufak bir ayrıntıyı da ekledi. "Üstelik hala gençsin. Benim gibisin." Benim gibisin diyince durdu. Hayır öyle değildi. Hala bir cadıydı. Yani, öyle olmalıydı. Leonie ise kana muhtaç bir canavardı. Kafasındaki kıyaslamayı bitirdiğinde neler olduğunu soracaktı ki tuvalete biri girdi. Leonie hızla lavabonun başına geçti ve kadının şüphelenmemesi için Elisia'nın allığını alıp sürermiş gibi yapmaya başladı. Aslında, sürdü. Teni zaten yeteri kadar açıktı bir de bulundukları mekanın beyaz fayanslarıyla florasan ışıkları onu iyice açık tenli gösteriyordu. Allığı sürerken kadın dışarı çıktı. Leonie rahatladığını belli eden, gereksiz bir nefes aldı. Tekrar Elisia'ya döndüğünde kızın onu izlediğini gördü. "Bana inanmıyor musun? Sana Amara'yım diyorum. Aslında benim sana inanmamam gerekiyor. Bu zamana kadar gelmiş olamazsın." dedi. Kafası o kadar karışıktı ki ne dediğini, nasıl dediğini düşünecek hali yoktu. Aklına gelen ilk şeyi söylüyordu. "Pekala bara gidelim. Bir şeyler içmeye ihtiyacım var tamam mı. Kafam çok karışık."

    Kızı da peşinde bara sürüklerken etraftaki insanların Elisia'nın boynunda kalan ufak izi görmemesini umuyordu. Elbette dikkatle bakıldığında görülebilirdi ve çoğu kişi Elisia'ya dikkatle bakıyordu. Bu kadar güzel olmak zorunda değildi. Leonie bunu düşününce gülümsedi ama hemen ağzını kapadı. Bu gece dişlerini saklamak için çok çaba harcayacaktı. Bara oturduklarında barmen hemen onlara geldi. Leonie Rus Votkası istediğini söyledi. En serti oydu. Elisia'ya da aynısından istemişti çünkü kız Rus'tu. Barmen votkaları getirip onlara gülümsedi. Leonie'nin bu gece eğlenecek hali yoktu. Adama karşılık vermek yerine karşısındaki gizemli eski dostuna döndü. 'Eski' demek onu ne kadar üzse de gerçeklerden kaçamazdı. Onunla kim bilir kaç yıl önce dosttular ve şimdi Leonie nefret ettikleri canavarlardan birine dönüşmüştü. Bir vampire. Votkasından koca bir yudum alıp istemsiz bir şekilde hızla bara koydu. Saçlarını geriye attı ve yalnızca Elisia'nın duyabileceği bir tonda konuşmaya özen göstererek "Pekala şunları toparlayalım sessiz kız. İkimiz de uzun süredir yaşıyoruz, yüzümüzde bir tane bile yaşlılık belirtisi yok, benim nedenim ortada. Ama senin nedenin bilinmiyor. Bir açıklama bekliyorum." dedi. Sonra bardağındaki son içkiyi içip barmenden bir tane daha istedi.

____________ T h e V a m p i r e D i a r i e s R p g | Ü y e İ m z a s ı ___________


> Leonie, Lione, Leo.
Abiiiğ. :
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Elisia Verochka
Yönetici | Ölümsüz Cadı
Yönetici | Ölümsüz Cadı
avatar

Lakap : Lisa.
Nerden : Rusya.
Mesaj Sayısı : 64

Bilgiler
RP Puanı:
100/100  (100/100)
Güç:
100000/100000  (100000/100000)

MesajKonu: Geri: Eski dostlar.   Salı Mart 15, 2011 12:59 pm

    Kanını emmek için açılan o iki yaranın karıncalanmasını hissettiğinde iyileştirildiğini anladı. Hala anlayamıyordu, şaşkındı. İnanmak istemiyordu belki de. Aynaya dönmüş, sivri dişlerini görebildiği kızın, eski dostu olduğuna inanmak istemiyordu belki de. Onunla saatlerce sohbet etmek istiyordu. Belki o zaman kanıtlayabilirdi, bir türlü inanmayan zihnine. Ama susmaya devam ediyordu. Sessizliğini korumak, ilk konuşan olmak istemiyordu. Amara'nın da konuşmaması işine yarıyordu aslında. Eski dostunun, o zamanki ile şimdiki hali arasındaki farklılıkları bulabiliyordu. Teni, solgunlaşmıştı. Tuvaletteki beyaz fayansların ve floresan ışığın altında, beyaz denecek kadar açık görünüyordu. Dişleri, kan emeceği zaman uzuyor... Durdu. Daha fazla farklılık bulmak istemiyordu. Zaten o da konuşmaya başlamıştı. "Sen-nasıl-yani, nasıl bu kadar yaşabildin? Üstelik hala gençsin. Benim gibisin." Sustu. Onun gibi değildi. Şu anki hali ile onun gibi olmak ister miydi, bilmiyordu. Bir kökene bağlı olmak veya vampir olmak. Her ikisi de ona kötü geliyordu. Amara da durmuştu. Tuvalete biri girdiğinde hemen aynaya döndü ve saçını düzenliyormuş gibi yapmaya başladı. Saçlarını evden çıkmadan önce düzenlemişti ama şeklinin biraz bozulduğunu da fark etmişti. Bu yüzden kadın girdiğinde, elinin gittiği ilk yer, dalgalı, sarı saçları olmuştu.

    Saçını düzenlemesi bittiğinde, kadının çıktığını ve Amara'nın rahat bir nefes aldığını gördü. Ama o, rahat değildi. Bakışlarını ona çevirmişti. Her şeyi öğrenmek istiyordu. Nasıl vampire dönüştüğünü, şu ana kadar neler yaptığını... Ama kendisinin de ona anlatması gereken şeyler olduğunu biliyordu. Tek sorun, anlatıp, anlatmaması konusunda kararsız olmasıydı. Abisinin de bir kökene bağlı olduğunu biliyor muydu? Sanmıyordu Elisia. Ama kızın o olduğundan bile hala emin değilken, anlatması ne kadar doğru olabilirdi ki? "Bana inanmıyor musun? Sana Amara'yım diyorum. Aslında benim sana inanmamam gerekiyor. Bu zamana kadar gelmiş olamazsın." İç çekmek ve orayı terk etmek istedi. İlk defa dışarı çıktığı için pişman olmuştu. Çıkmasa, onunla karşılaşmaz ve bunları yaşamak zorunda kalmazdı. "Pekala bara gidelim. Bir şeyler içmeye ihtiyacım var tamam mı. Kafam çok karışık." İşte bu konuda ona katılıyordu. Onun da kafası karışıktı ve içmek istiyordu. Zaten buraya gelmesinin sebebi bu değil miydi? İçmek, unutmak, rahatlamak. Bunun olmayacağını bilmeliydi.

    Bara doğru ilerlerken, fularının, atkısının ya da boynunu kapatabilecek, herhangi bir şeyinin burada olmasını diledi. İnsanların, bu yaraları görmesini istemiyordu. Ama barın çok aydınlık olmaması da biraz işine yarıyordu. Kalabalıktan geçerek, bara vardıklarında, Amara'nın Rus Votkası'nı istediğini gördü ve gülümsedi. Barmene gülümserken, aynı şeyi istediğini söyledi. Elisia, zaten Rus'tu. Başka bir şey içtiği anlar nadirdi. Sessizliğini koruyarak, barmenin kısa sürede getirdiği votkasından içti. Votkasını bırakırken, Amara'nın konuştuğunu duyabiliyordu. "Pekala şunları toparlayalım sessiz kız. İkimiz de uzun süredir yaşıyoruz, yüzümüzde bir tane bile yaşlılık belirtisi yok, benim nedenim ortada. Ama senin nedenin bilinmiyor. Bir açıklama bekliyorum." Yavaşça ona döndü. Hala, söyleyip söylememek arasındaki kararsızlığını tartıyordu. Votkasını içmek için eline aldığında bir süre ona baktı. "Peki. Tamam, anlatacağım." Dişlerini sıkarak söylemişti bunu. Kendi kendini ikna etmeye çalışıyor gibiydi. Çevresine bakındıktan sonra Amara'ya yaklaştı. "Ben, bir kökene bağlıyım." Gözlerini kapattı ve bunu söylemenin ardından ne hissettiğini anlamaya çalıştı. Şu ana kadar saklamak için uğraştığı şeyi, eski dostuna söylemişti. Artık görmeyeceğini düşündüğü dostuna. Susmak ve devamını getirmemek istemiyordu. Ama konuşmaya başlamıştı bile. "Peisinoe. Bağlı olduğum köken o. Al, öğrendin işte. Neden böyle olduğumu biliyorsun artık." Amara'dan yeniden uzaklaşırken, votkasını aldı, ikinci yudumunda bitirirken, gözlerini kapatmış, eski dostunun tepkisini beklemeye başlamıştı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Leonie
Gezgin Vampir
Gezgin Vampir
avatar

Lakap : Lione, Leo. - Lololo. şaka.
Nerden : Her yerden.
Mesaj Sayısı : 19

Bilgiler
RP Puanı:
100/100  (100/100)
Güç:
0/100000  (0/100000)

MesajKonu: Geri: Eski dostlar.   Paz Mart 20, 2011 6:55 pm


    "Peki. Tamam, anlatacağım. Ben, bir kökene bağlıyım." Leonie bir anda taş kesildi. Köken kelimesi bile onun canını sıkmaya yeterliydi. Bir de yanına bağlanmak kelimesi gelmişti. Bağlanmak da neyin nesiydi? Sadık olmak mı? Bir kökene sadık olunca ölümsüz mü olunuyordu? Leonie duyduklarını sindirmeye çalışırken yenileri geldi. "Peisinoe. Bağlı olduğum köken o. Al, öğrendin işte. Neden böyle olduğumu biliyorsun artık." Peisinoe ha? O kadına nasıl olur da ismiyle hitap ederdi. Ne büyük cesaret ama! Leonie ona yaklaşmış kızın uzaklaşmasıyla kendine geldi. Önündeki içkiyi bir yudumda içti ve şimdi de o Elisia'ya yaklaştı. Gereksiz, derin bir nefes alıp kızın boynuna üfledi sinirle. "Peisi- yani o kökenle bağlandığını söylerken ne demek istediğini anlayamadım Verochka." Sesindeki ton aklındaki karmaşanın yansımasıydı sanki. Korku ve umut. Umut mu? Saçmalık. Leonie birden cümlesinin sonundaki hitap şeklini düşündü. Karşısındaki cadıya soyadıyla hitap etmişti. Bunu sevmediği ve sinirlendiği insanlara yapardı. Elisia'yı ise seviyordu; ama sinirlenmişti. Çok üstü kapalı konuşuyordu! "Anlatmak istediğinde bana haber ver." Kafasını bara koydu kızdan uzaklaşıp. İçindeki umut yeniden yeşerdi ve anılarıyla süslendi.

      "Üzgünüm Ashton. Burada kalmak istemiyorum. Ben artık Amara değilim ve bunu anlamanı beklemiyorum. Yalnızca, ne olduğumu bilme. Beni küçük, yaramaz kardeşin olarak hatırla her zaman." Leonie yeni dönüştürülmüştü. Kasabadan ayrılırken abisine veda etmeliydi. Öylece çekip gidemezdi. Abisinden iki metre uzaktaydı. Yanına yaklaşamıyordu. Koku canını acıtıyordu; ama ona zarar veremezdi, bu yüzden gitmeliydi. Ashton kardeşine yaklaşmaya çalışarak "Sen neler saçmalıyorsun. Elbette Amara'sın sen. Benim küçük ve yaramaz kardeşim. Neden gitmek istediğini anlamıyorum. Nereye gideceksin? Nasıl kendini koruyabileceksin? Lütfen kasabada kal!" dedi. Yürüdükçe kapanması gereken mesafe Leonie tarafından daha da açılmıştı şimdi. Elini kaldırdı ve abisini durdurdu. Kendi gözlerine bakar gibi baktı abisinin uzaktaki gözlerine. O kadar benzerdiler ki... "Ashton dur lütfen. Burada kalmak istemiyorum tamam mı! Sizi istemiyorum." Ağzından dökülen son kelimelerle arkasını döndü Leonie ve ormana doğru yürümeye başladı. Yürürken ağaçların orada onu izleyen tanıdık bir yüze rastladığında bile durmadı. O yüzün gözyaşlarıyla ıslanmış yanaklarını silip ona sarılmak için durmadı. Çünkü onun yanına giderse asla kaçamazdı. Ayrılamazdı. Tüm bunların yerine kendi kendine "Hoşçakal Elisia." diye fısıldamakla yetindi.


    Omzuna vuran bir elle şu ana döndü. Ani bir refleksle eli yakaladı ama hemen bıraktı. Elisia'nın aynı kurtulma yöntemini kullanmasını istemiyordu çünkü başı yeterince ağrıyordu. "Ne var? Anlatmaya mı karar verdin? Yoksa kökenine sadık kalıp susacak mısın?" Hatırladıklarının yüzüne yansımasına izin vermiyordu, zaten bu konuda usta değil miydi? Kesinlikle. Kıza baktığında pes etmediğini anlamıştı. Bir şey söylecek gibiydi; ama şu bağlanma saçmalığıyla ilgili değil gibiydi. Anlatacağı şey canını acıtıyormuş gibiydi. "Elisia, ne söyleyeceksin?" dedi Leonie anlamaya çalışırken. Sesi o kadar kısık gelmişti ki abisiyle ilgili olan tüm umutları yok olmuştu bir anda.

____________ T h e V a m p i r e D i a r i e s R p g | Ü y e İ m z a s ı ___________


> Leonie, Lione, Leo.
Abiiiğ. :
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Eski dostlar.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TVD RPG :: Amerika :: Florida-
Buraya geçin: