TVD RPG

Türkiye'nin ilk ve tek Vampir Günlükleri RPG sitesi.
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Maja Cassandra Cruz

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Maja Cassandra Cruz
Lütfen rütbe edinin.


Mesaj Sayısı : 1

MesajKonu: Maja Cassandra Cruz   Paz Haz. 26, 2011 7:34 pm

Hayat hiç beklemediğiniz bir anda değişebilir…





Usul rüzgâr teninde parmaklarını yavaş yavaş dolaştırırken Maja’nın yüzünde bir tebessüm oluştu. Tuzlu deniz kokusunu içine çekerek kendini kumsalın güzel manzarasına bıraktı. Birkaç hafta sonra okul başlayacaktı ve Maja tatilinin son günlerini keyifli bir şekilde geçirmek istiyordu. Annesi “Hadi, buraya gel Maj!” dediği zaman oturduğu gri renkli kumların üzerinden kalktı ve sarmaşık desenli çantasını alarak kumsalın yanındaki taşların üzerine park edilmiş arabaya doğru yürümeye başladı. Ön koltuğa oturarak güneş gözlüğünü takmış ve onu beklemekte olan annesine baktı. Annesi ise bakışlarına karşılık vermeyerek arabanın motorunu çalıştırdı ve sert bir dönüş yaparak arabayı kumsalı arkalarında bırakacak şekilde sürmeye başladı. Maja’nın bir an hızla giden arabadan atlayarak çocukluğunun geçtiği kumsala ve eski villaya doğru koşmak geçti içinden. Ama sonra bu düşünceyi artık geride bıraktığı anıları ile birlikte ruhunun derinliklerine gömdü. Bunun yerine yeni aldıkları büyük evde onları bekleyen babası Arutha ve küçük ama sevimli kardeşi Clarie’ye odaklandı. Belki de taşınmaları sandığı kadar önemli değildi. Maja bunu yaparak ruhundan bir parçayı geride bıraktığını hissediyordu. Ama belki de yanılıyordu. Üstelik şu anda geçmişe değil, geleceğe bakma zamanıydı. Genç kız aklından bu düşünceleri geçirerek arabanın üst camını açtı ve tüm ihtişamıyla parlayan güneşe baktı. Gökyüzünde tek bir bulut yoktu. Bu da genç kızın kendini içinde olduğu kasvetli havadan sıyırmasını sağladı. Kız iç çekerek küçük kardeşinin ne kadar tasasız olduğunu düşündü. 10 yaşında olmasına rağmen Clarie anlaşılmayacak derecede saf ve iyimserdi. Bu Maja’ya dünyada iyi şeylerin de olduğunu düşündürdü. Kız kardeşi onun için karanlığın ortasında parlayan küçük bir ışık demeti, evreninin tek ışık kaynağıydı. Maja bunları düşünürken üst camdan giren rüzgâr sarı saçlarını hızla havalandırdı ve kızın yüzüne doğru kamçılarcasına savrulmalarına yol açtı. Maja farkında olmadan saçlarını geriye itti ve kontrol altında tutmaya çalıştı. Göz ucuyla annesinin ifadesiz yüzünden, pembe yanaklarından aşağıya doğru akan ve çenesinde kaybolan gözyaşını gördü. “Oda üzülüyor.” diye düşündü genç kız. “Üzülüyor ama belli etmemeye çalışıyor. Onun tüm hayatı o villada geçmiş, oysa ben sadece 18 sene boyunca orada kaldım. Onun üzüntüsü benimkinden daha büyük çünkü orada yaşamını bıraktı. Ben ise sadece anılarımı… Peki, anılar benliğimizin bir parçası değil midir? Benim anılarım yaşamımı oluşturmaz mı?” Genç kız sorularını kendi kendine tekrar ediyor, cevap arıyordu. Oysa bunu yapmasına gerek yoktu. Önündeki hayat ona yetecek kadar uzundu. Ama Maja bunu fark edemeyecek kadar sorunlu bir kızdı. Psikolojik sorunlar yaşadığına inanan o kadar çok kişi vardı ki… Kolunu camın kenarına dayadı ve başını koluna yasladı. “İnsanlar aslında haklı olduğumu biliyorlar. Ama gerçeği duymak istemedikleri için beni deli olarak tanımlıyorlar. Gerçeği kabullenmek bu kadar kötü olamaz ki… Yağmurdan kaçan göçmen kuşlar gibi onlar da gerçekten kaçıyorlar. Gördüklerim niye gerçek olmasın?” diye düşündü ve gördüklerini gözden geçirdi. Büyükbabasının ölümünü görmüş ve onu öldüren kişiyi siyah saçlı buz mavisi gözlü 22 yaşlarında genç bir vampir (!) olarak tanımlamıştı. Doktorlar ise büyükbabasını öldüren şeyin vahşi bir hayvan olduğunu, Maja’nın bu kadar kan görmesi üzerine yaşadığı şokun onda bu etkiyi yaratabileceğini öne sürmüşlerdi. Tabi ki her zaman olacağı gibi tarih kendini tekrar ediyor, güçlü güçsüzü eziyordu. Maja sırf çocuk olduğu için ona deli gözüyle bakılıyordu. Maja gözlerini kapadı. Yeni evlerine gelene kadar da öyle kaldı. Annesi onu sarsarak yerinden kaldırdı ve adeta sürüklercesine evin kapısından içeri soktu. Akşam olmuştu. Evleri küçük bir gölün hemen arkasında, çevresinde ağaçlık ve çalılıklar bulunan bir yerdi. Kız içeri girince annesi kapıyı kapattı ve kilitledi. Annesi uzun ve çıplak tahta koridorlardan geçerken Maja yere çökerek ağlamaya başladı. Annesi onu duymadı. Duysa bile onunla ilgilenemeyecek kadar gururlu ve kibirliydi. Maja böyle bir ailenin yanında büyümüştü işte: Kibirli, gururlu, umursamaz ve bencil. Kendi yaşadığını ve çektiklerini kız kardeşi de çekmesin diye onunla ilgileniyor, adeta anne şefkati göstererek ona yardım ediyordu. Kızın gözpınarlarından bir damla gözyaşı taştı ve yanaklarında ıslak bir iz bırakarak aşağıya doğru kaydı. İlk olarak çatlamış, gül yaprağı şeklindeki dudaklarını ıslatarak çenesine, oradan ise boynuna doğru indi. Ağlayabilse daha da ağlardı. Fakat tüm gün boyunca annesinden gizli bir şekilde gözyaşı dökerek ağlamıştı. Öyle ki artık gözpınarları kurumuştu. Gözleri yanıyor, ağrıyor ve kıpkırmızı kesiliyordu ancak gözyaşı yoktu. Ayağa kalktı ve annesine onu soran Clarie’ye görünmeden merdivenlerden yukarı çıktı. Hızla odasına girdi ve mavi yatağının üzerine bıraktı kendini. “Yarın yeni bir gün olacak” diye fısıldıyordu zihni ona. Ancak Maja şu şekilde karşılık verdi “Yarınlar iyi olacak denir. Ama bu günler dünün yarınları değil midir?” Daha sonra çok sevdiği bu söz ile gözkapaklarını pencereyi örten bir perde gibi aşağıya çekti.






Maja sebebini bilmediği bir titreme ile kendini eski evleri olan villada buldu. Lotus pozisyonunda yerde oturuyordu. Ayağa kalkıp kapıya doğru bir adım attı. Ev sanki dökülüyordu. Öyle ki tahta döşemeler toz içindeydi ve Maja’nın her adımında gıcırdıyorlardı. Maja umursamayarak kapıya doğru yürümeye devam etti. Titreyen elleri ile kapı kolunu kavradı ve çevirdi. Kapı açılmıyordu. Birkaç kere daha denedi ve en sonunda kapıya bir tekme atarak korkmuş bir ses ile “Açıl!” diye haykırdı. Ama işe yaramıyordu. Maja’nın gözünden bir damla yaş düştü ve yerdeki tozlu döşemelerde ıslak, yuvarlak bir iz bıraktı. Maja yutkundu ve arkasını döndü. Merdivenleri yavaş adımlar ile çıkarak eskiden odası olan yere doğru yürüdü. Odasının kapısı aralıktı. İçeri girdi. Etrafta gözlerini gezdirdi. Odası da evleri gibiydi: boş ve çıplak. Birden duvarın köşesinde koyu ve mat bir renk gördü. Duvara yaklaşarak elini kurumuş maddeye sürdü. Burnuna getirip kokladı. Tuzlu ve metalimsi bir kokusu vardı. Aniden maddenin ne olduğunu anlayınca elini temizleme çabası ile bluzuna sürttü. Madde kurumuş kandı. Maja yere çömeldi ve çığlık attı. Bundan sonra üzerine kapaklanan gölge ve “Buraya gel!” diye kulağına fısıldayan bir ses onu gerçek hayata döndürdü.







Maja yatağında doğrulduğunda nefes nefeseydi ama vücudunda tek bir ter damlası yoktu. Yatağının yanındaki komodinin üzerinde duran buz mavisi saate baktı. 09.49. Bu kadar uyumuş muydu yani? Hızla yatağından kalktı ve beyaz bir kot pantolon ile yine aynı renkte bluz ve spor ayakkabılar giydi. Koşarak aşağıya inerken Ona seslenen annesine “Arkadaşım Jeniffer’a gidiyorum.” diye cevap verdi. Evden çıktı ve koşarak kaldırımlardan geçti. Karşıya geçerken bir araba tarafından ezilmekten kıl payı kurtuldu ve ağaçlıkların arasındaki çakıllı, çamurlu bir patikaya daldı. Yaklaşık 7 dakika sonra villanın önünde dikiliyordu. Önce şüpheli gözlerle evi süzdü. Daha sonra ise aşinası olduğu tuzlu deniz kokusunu içine çekerek anahtarlarını çıkardı. Gerçek hayatı rüyalar ile karıştırmamalıydı. Kapının kilidini açtı ve içeri girdi. Kaçma ihtimaline karşılık kapıyı kapatmadı. Rüyaları gerçek hayat ile karıştırmıyordu ama her zaman tedbirli olmalıydı. Yavaş yavaş evin içinde dolaştı. Ev ne dökülüyordu ne de tozluydu. Ayrıca tahtalar da gıcırdamıyordu. Genç kız gevşemişti. Son olarak odasına girdi ve kan lekesini gördüğü köşeye baktı. Hiçbir şey. Hiçbir şey yoktu. Bunu görünce rahatlaması daha da arttı ve gülümsemeye başladı. Ancak arkasından gelen bir ses ile gülümsemesi yüzünde donup kaldı ve nefesi kesildi. “Merhaba.” diyordu ses. Maja bu sesi tanıyordu. Arkasına döndü. Tahmin ettiği gibi adam orada durmuştu ve keskin buz mavisi gözleri ile ona bakıyordu. Siyah saçları karmakarışıktı. Ama bu dağınık haline karşın gülümsüyordu. Kıza bir adım yaklaşarak “Beni hatırlıyorsundur umarım.” dedi. Maja, evet, diye düşündü fakat bunu sesli bir şekilde söylemedi. Hareket de etmiyordu. Sebepsiz bir şeyden dolayı adamdan korkmuyordu. Adam ona doğru bir adım daha attı ve “Adım Jason.” dedi. Maja yine hareket etmedi. Adam ona daha da yaklaştı ve birkaç saniye sonra onun önünde durdu. İkisi de hareket etmiyor, sadece birbirlerine gözlerini dikmiş bakıyorlardı. Bir süre sonra adam bileklerinden birini ısırdı. Adamın eli Maja’nın boynunu kavradı ve diğer eli ile gözkapaklarını aşağı indirdi. Daha sonra ise ısırdığı bileğini Maja’nın ağzına dayadı. Maja hiçbir tepkide bulunmadı. Sadece boğazından inen sıvının metalimsi tadını hissetmekle yetindi. Ardından ise boğazında keskin bir acı hissetti. Bilincini kaybetmeden önce hissettiği tek şey belini kavrayıp düşmesini engelleyen adamın eliydi. Uzun bir süre sonra bilincini geri kazandı ve acıyan gözkapaklarını araladı. Görüntüsünü netleştirmek için birkaç kez gözlerini kırpıştırarak yutkundu. Boğazındaki yumruyu geri itmeyi başarınca yavaşça doğrularak oturdu. Hala villadaydı. Tek bir farkla: tüm dünya keskinleşmişti sanki. Adam önündeydi ve söylediği tek söz şu oldu “Yeni hayatına merhaba de Maja.” daha sonra ise gülümsedi. Sivri dişleri karanlıkta parlıyordu. Maja Jason adındaki adamın ismini nereden bildiğini sorgulamadı. Önemi yoktu. Şu an önemli olan tek şey yanılmamış olmasıydı. Büyükbabasını öldüren bir vampirdi. Şu an tam karşısında duran vampir. Üstelik şimdi kendisi de onlardan biri olmak üzereydi. Jason’a “Açım.” dedi. Jason ise omuz silkmek ve “Beslen o zaman. Ya da öl.” demekle yetindi. Maja hala dönüşümünü tamamlamamıştı. Ama bunu yapmaya kararlıydı. Gözlerini kapattı ve diğer tüm duyularını açtı. Av zamanıydı. Bir hayatı bırakıp diğerine başlıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Maja Cassandra Cruz
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TVD RPG :: Karakter :: Irk ve RP Düzeyi Belirleme-
Buraya geçin: