TVD RPG

Türkiye'nin ilk ve tek Vampir Günlükleri RPG sitesi.
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Russel Eddington

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Russel Eddington
Lütfen rütbe edinin.


Mesaj Sayısı : 1

MesajKonu: Russel Eddington   Ptsi Eyl. 09, 2013 5:35 pm

Irk:Vampir

Kapkaranlık bir güne uyandı bugün. Tek odalı, rutubetli evinde gözlerini açtı yine. Yavaşça doğruldu. Yatak dediği paçavra parçalarına baktı, derin bir nefes aldı, rutubet boğazını yakıyordu. Ayağa kalktı üstünde her zaman giydiği grileşmiş beyaz gömleği, altında da yer yer yırtılmış kot pantolonları vardı. Tuvalete gitti aynada uzun karmakarışık siyah saçlarına baktı. Eline tükürüp yavaşça saçına sürdü. Belki de bir haftadır yıkanmamıştı. Su faturasını ödeyemediği için suyunu kesmişlerdi. İşi de yoktu. Düşündükçe yine canı sıkıldı. Hızlı adımlarla dışarı çıktı.

Soğuk havayı iliklerine kadar hissetti, başta gözlerini bile açamadı. Elini gözüne götürüp bastırarak gözlerini ovdum. Ellerini pantolonunun cebine koyup yürümeye başladı. Soğuğu bütün vücudunda hissediyordun. Hava düşünceleri gibi karanlıktı.
Cebinde 5 kuruş para olmadan çıkıyordu dışarı, gidip bir yerde yere çöküp elini açmaya gururu el vermiyordu da. Babasından kalan evi de olmasa şimdiye kadar ölmüştü çoktan ya soğuktan ya da açlıktan. Gerçi şimdi de açtı karnı. Açlığı düşününce karnı guruldamaya başladı. Yanından geçen çocuklara gözü takıldı birden, ne kadar mutlulardı. Yüzlerindeki gülümseme, şen kahkahaları insanın içini ısıtıyordu. Bir an o da sırıttı, kendi çocukluğunu hatırlamıştı.

İlkokul 2. Sınıfta babası okuldan almıştı artık çalışacaksın diye. Hep korkardı babasından. Pek uzun boylu değildi ama iriyarıydı, demir gibi de bileği vardı. Oval bir yüz, kalın kaşlar, masmavi gözler… Annesini hiç hatırlamıyordu o küçükken ölmüş, babası da cahil adam götürmemiş hastaneye kadın öyle evde ruhunu teslim etmiş. Ne zaman annesinden bahsetse o kocaman adam, küçük bir çocuğa dönüp gözleri dolardı. Onun o hali onu da  mahvederdi. “Yapma be baba, bak birlikteyiz, annem de bizi görüp mutlu oluyordur.” Diye teselli etmeye çalışırdı ama her seferinde kelimeler boğazına düğümlenirdi, hıçkıra hıçkıra ağlardı. Bir an düşündü de hava daha aydınlıktı o çocukken, neden diye sordu kendi kendine ve buldu cevabı. O zaman bir çocuğun saf ve masum ümidiyle bakıyordu geleceğe.

Soğuktan titreye titreye yürürken bir kadın gördü. Ta ruhunun derinlerinde bir acı hissetti sanki biri bir bıçakla ruhunu baştan aşağı yarmış gibiydi. Daha önce hissetmemişti bu duyguyu ister istemez eli saçlarına gitti. Bir ara sokağa girdi ve köşeden o kadına bakmaya başladı. Uzun sarı saçları vardı, incecikti. Üstünde kırmızı bir paltosu vardı. Yolda durmuş bir sağa bir sola bakıyordu. Sanki bir güneşti ona baktıkça içi ısınıyordu, mutlu oluyordu aynı o çocuklar gibi.

Birden silkindi, sırtını duvara verdi. Elimi kaldırıp kendisine sertçe bir tokat attı. “Benim gibilerin hayatında umuttan tehlikeli şey yoktur. Et yiyen bir böcek gibi içini kemirir insanın, lanet ettirir hayatına. “ dedi kendi kendine. Şimdiye kadar içinde umudun yetişmesine izin vermemişti, yine vermeyecekti. Yavaşça yere çöktü, elleriyle gözlerini kapadı.
Ne kadar orda oturduğunu bilmiyordu. Sabah gördüğü çocuklar ayaklarını sürüyerek geliyorlardı. Yüzlerindeki ışık yorgunluktan kaybolmuştu. Yavaşça ayağa kalktı aklında hala o kadın vardı. Bütün benliğiyle onu tekrar görmek istiyordu, belki de onunla konuşmak ama kesinlikle yapmayacaktı bunu. “Ben sadece bir çöpüm, sokaklarda gezinen bir çöp” dedi kendi kendine.

Ara sokaktan çıkıp yürümeye başladı. Midesi bulanıyordu, başı dönüyordu. Kaç gündür doğru düzgün bir şey yiyemiyordu. Bir anda gözleri karardı, el yordamıyla bir yeri tutmaya çalıştı, eli boşluğu tokatladı, yere kapaklandı. Yavaşça bütün hisleri yok oldu.

Uyandığında gözlerini açamadı, biri elini tutuyordu. Korka korka gözlerini açtı, işte karşısındaydı. Hayatında olmaması gereken umut karşısındaydı.  Ama yüzündeki gülüş içini ısıtıyordu, rahatlatıyordu onu. “Sonunda uyandın, karşı kafede oturuyordum, senin düştüğünü görünce hemen koştum, nasılsın?” diye sordu. Ağzını açtı ama sesi çıkmadı, boğazını temizledi ve “Teşekkür ederim, ben artık gideyim” dedi. “Siz bilirsiniz, bu arada benim adım Zeynep” dedi. Titreyerek, “Merhaba benim adım da Utku” dedi.  Zorlukla doğruldu, gözlerinin içine baktı, ne çok şey vardı söylemek istediği ama nasıl söylerdi.  Kız da gözlerinin içine bakıyordu gülümseyerek.  Sonra “İstersen kafede biraz oturalım sen de kendine gelirsin” dedi.  O an belki de dünyanın en mutlu insanıydı. Kimse daha önce onunla konuşma zahmetine girmemişti,  bu sokakta ilk bayılışı da değildi.  Daha önce kimsenin umurunda olmamıştı.


O gün beraber oturup sohbet ettiler. Daha sonra o kızı hiç görmedi. Ama yıllarca bu korktuğu, aynı zamanda merak ettiği umut içini bütünüyle doldurmuştu. Hayata bakışı değişmişti, yıllar önce baktığı gibi bakıyordu hayata saf, masum ve ümitle dolu…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Russel Eddington
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TVD RPG :: Karakter :: Irk ve RP Düzeyi Belirleme-
Buraya geçin: